Yukarı Fırat’a Yolculuk

Sabah saat altı

Elazığ sokakları bomboş. Suriyeli kadınlar arkalarındaki sepetlere kağıt, karton parçaları toplayarak önümden geçiyorlar. Bu dertli kadınlara eşlik eden konfeksiyon işçileri bir köşede toplanmış, servis bekliyorlar. Aheste bir şekilde bisikletimle önlerinden geçiyorum. Yarı uykulu, baygın gözleriyle beni izlediklerinin farkına varıyorum. Alışık olduğum bu bakışları çokta sevdiğim söylenemezdi. Sabahın köründe para kazanmak için kalkmış bir işçi, özgürce pedal çeviren işsiz bir adama bakıyordu. Kimisi bu özgürlüğü iç geçirerek izliyor, kimisi başıboşluk olarak görüyordu. Neyse ki, işe yetişmek için hızlı adımlarla yürüyen bir kadın, kısa eteği ile bu bakışları üzerimden alıverdi. Bu kasvetli ortamdan yavaşça uzaklaşarak, Fırat’a doğru yola koyuldum.

SAM_0856

Koca bir geçmişe sahip Yukarı Fırat’ı, çevresindeki köyleriyle birlikte gezmeyi hep istemişimdir. Doğa güzelliğinin yanı sıra, tarihi ile de görülmesi gereken bu coğrafya; her köşe başında bir camiye, her yolun sonunda bir kervansaraya rastlayabileceğiniz bir yerdir.

İlk durağım Keban oluyor.

Keban Elazığ’ın en şirin ilçelerinden bir tanesi. Burası, oldukça yeşil, sessiz ve huzurlu; samimi insanlarla dolu. Fırat nehri bir yanda, eski çağlardan kalma yapılar bir yanda. İlçe merkezinde tahta masalarla dolu ve önü insan kaynayan kahvehaneler göze çarpıyor.

Bu küçük yerleşim merkezindeki tüm dar sokaklar, merkezinde belediye binasının bulunduğu meydana çıkıyor. Belediye binasının hemen karşısında ise, en az bin yıllık Yusuf Ziya Paşa cami bulunuyor.

SAM_1089

SAM_1096

Bu caminin; mor taşlarla yapılmış, yuvarlak kemerli iki kapısı bulunuyor. Doğu’ya açılan kapının üst tarafında Arap harfleri ile ; “Ölümden önce tövbede acele edin 1212” yazıyor.

SAM_1082

Kuzeye açılan kapının üst tarafında ise; “Zaman geçmeden önce namaz kılmada acele edin 1212” yazısı bulunuyor.

SAM_1072

Saf mavi bir gökyüzü… Su kenarında ki yeşil ağaçlar… Uyur gibi sessiz duran Fırat… Çıplak dağlarla çevrili, küçük köyler… Bütün bunların üstünde semada dolaşan kuşlar! Daha ne olabilirdi ki?

Mazot kokuları, otobüs homurtuları, insan seli… Bırakın hepsi geride kalsın.

SAM_1137

Aklımdaki düşüncelerle yol alırken, iki bahçe arasında, harap bir yoldan geçiyordum. Birden burnum sadık yâr olan toprak kokusunu alıyordu. Ani bir heyecanla bütün duygularımın karmaşa içinde kaldığını hissedebiliyordum. Bu kokuya yabancı değildim. Çocukluğumun kokusuydu bu. Neşelerin, hüzünlerin, hatıraların saklı olduğu bir hazineydi bu koku. Derin bir nefes alarak, ciğerlerimi bu koku ile dolduruyordum! Bu hazzı yaşamanın verdiği mutlulukla yüzüme hafif bir gülümseme kondurarak yoluma devam ediyordum.

SAM_1205

Gidilecek yolları önceden belli, görülecek yerlerin herkes tarafından bilinen yerler aramıyordum. Ben daha çok çiğnenmemiş, özü alınmamış yerler arıyordum. İşte bu bahçede yeryüzüne yabancı, esrarengiz köşelerden birsi idi.

Fırat köprüsünün hemen altında küçük bir alabalık çiftliği var. Ağaçlar arasında kalmış, sessiz bir yer burası. Çiftliğin az ama öz konuşan, dalgın bakışlı  bir de bekçisi var. Konuşurken uzun uzun düşünen, aheste bir şekilde kelimeleri ağzından döken Hüseyin Abi kendisi.

SAM_1157

Bisiklet ile gezmem biraz garibine gitmiş olmalıydı ki, bana karşı ilk başlarda temkinli davrandı. Gözlerini bana fark ettirmeden üzerimde gezdiriyor, kısa cümleler kurarak pek konuşmamaya çalışıyordu. Her ne kadar az konuşmaya gayret etse de sabırsızlıkla aklında ki soruları sormaktan da çekinmiyordu.

IMG_4940

Verdiğim cevaplarla Hüseyin Abiyi tatmin etmiş olmalıydım ki, bana karşı yumuşayıp, hafiften tebessüm eder oldu. Artık daha samimi konuşuyor, daha sıcak davranıyordu.

IMG_4943

Hatta teknesiyle Fırat’ın üzerinde bir tur atıp, akşam közde alabalık ziyafeti bile çektik. Üstüne demlediğimiz çayla da getirisi yüksek olabilecek yatırım alanların konuştuk. Balıkçılık mı, yoksa inşaat sektörü mü ?

IMG_4946

Nihayet akşam oldu. Karanlık bastı. Etrafa derin bir sessizlik çöktü. Uzaklardan gelen hayvan sesleri ile rüzgarın uğultusu birleşerek kafamın içerisinde yer edindi. Birden, arkamda garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi oldum. Gittikçe yaklaşan hışırtılar, ortada olmayan çan sesleriyle birleşmeye başlamıştı. Başımı çevirdim: İki badem ağacı arasından koyun sürüsü geçiyordu. Rahatlamıştım. Yorgunluğuma daha fazla dayanamayan göz kapaklarım usulca kapandı.

IMG_4989

Çadırımın havalandırmasından sızan güneş ışığı beni erken uyandırmıştı. Çadırın içinde dönerek güneşin yüzüme vurmayacağı bir yere kaçtım. Faydasız! Birkaç dakika sonra güneş ışığı beni buluyor, yüzümü ve ensemi tere boğuyordu. Bu işkenceye daha fazla dayanamayıp, güneşin üstünlüğünü kabullenip, çadırımı terk ettim.

(Sadece askeri amaçlı kullanılmak için yapımına devam edilen, trafiğe kapalı bir köprü.)

cropped-img_5019.jpg

Erken kalkmanın verdiği mutsuzluğu güzel bir kahvaltı ile telafi ederek mutluluğa çevirdim.

SAM_1182

Bu seferki durağım yeşil tabelalı, tarihi Denizli Kervansarayı idi.

IMG_4948

Denizli köyünde bulunan, Denizli Kervansarayı; IV. Murat tarafından Bağdat seferine çıkıldığı vakit yapılmış.  Harabe haline gelmiş olan bu kervansaray hâlâ ayakta kalmayı başarmış.

IMG_4950

Köye girdiğinizde kervansarayı göremeyebilirsiniz. Çünkü daha sonradan yapılmış evlerin arasında kalmış. Yeşil tabelaları izlerseniz, kervansaray kendisini size gösterecektir.

IMG_4954

IMG_4971

IMG_4963

Macera peşinde vatanını bırakan, yayan devri aleme çıkan bir çok kişiyle karşılaşıyorum. Chen ise otostopla gezen deliler kafilesinden sadece birisi.

 IMG_5001

Türkçeyi gayet iyi konuşuyordu. Hatta kendisiyle ilk karşılaştığımızda hemen muhabbete Türkçe olarak girdi ve beni şaşırttı. Daha sonra on aydan beri Türkiye’de olduğunu öğrenince, bu kadar iyi Türkçe konuşmasına şaşırmadım. Nereli olduğunu sorunca da; bana “Çorumluyum” demesiyle tüm sempatimi kazandı.

IMG_5000

Açıkçası Arapgir’i bu kadar yeşil beklemiyordum. Hele ki Osmanbey Mahallesi hasret duyduğum Ege’yi hatırlattı bana. Mavi gökyüzünün altında, yeşil ağaçların arasında kaybolmuş evler İndiana Jones filmlerinde ki kayıp şehirlere benziyordu.

IMG_5014

Bu doğa güzelliğinin içerisinde mimarisiyle dikkat çeken evler, camiler ve hamamlar yap boz parçalarını tamamlıyordu. Bir Ermeni mimarisi olan Almasik Hamamı bu parçalardan sadece birisi.

IMG_5031

IMG_5043

IMG_5045

IMG_5070

Arapgir | Tarihi Almasik Hamamı
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s