Hazar Gölü’nün Gizemli Batık Şehri

Çok az insanın bildiği antik şehirler, batık kentler ve tapınak merkezleri benim için gizemli birer dünya olmuştur. Dünyanın ilk ibadet merkezi Göbeklitepe’yi gördüğümdeki heyecanımı hatırlıyorum. Yeryüzüne yabancı, esrarengiz bir çekiciliği vardı. Sanki çağlar öncesinden uzaylılar gelip inşa etmiş, sonra terk edip gitmişlerdi. Kim bilir belki bunların hepsi çocukluğumuzda yatan Indiana Jones hayranlığındandır veya çok fazla Tenten okumamdan kaynaklanıyordur. İşte bunlar yüzünden hep arkeolog olmak istemişimdir sessizce ve derinden.

page_60-horza

Dört yıldır Elazığ’da üniversite öğrencisiyim. Elazığ’ın monotonluğundan bir nebze olsun kurtulabilmek için Hazar Gölü’nü mesken tutmuşluğum vardır. Martı sesleriyle uyandığınız bu göl kıyısında, söğüt ağaçlarının hışırtısı size huzur verir. Yine bir gün göl kıyısında kamp atmış, huzur içerisindeydim. Göl suları üzerinde her zaman gördüğüm ama hiçbir zaman merak etmediğim iki kalıntı bu sefer merakımı cezbetmişti. İçimi bu kalıntıların bizlerden sakladığı gizemler bürümüştü. Herkesin aklına gelen soru benim de aklıma gelmişti: “Acaba suyun altında neler gizliydi?”

Tolga_Dt_DSC00150-tile
Hazar Gölü, Batık Şehir su altı görüntüleri, 2005.

Hazar Gölü’nün altındaki batık şehirde “Dzovk” adında bir Ermeni köyü varmış. 60 hanesi bulunan bu köyde bolca badem ağacı yetiştirilir, meyve kurutulurmuş. Yaptığı çömleklerle  ün salmış Dzovk’lu çömlek ustaları bu coğrafyanın en iyi zanaatkarları imiş.

10904496_662452170557081_2942070066708938335_o

Göl üzerindeki bir adaya kurulmuş olan bu köyün en yüksek yerinde “Surp Nişan” adında bir kilisesi bulunuyormuş. Bu kilise Ermenilerin önemli bir dini merkeziymiş. Çevre köylerden gelen halk bu adaya sandalla geçer, kilisedeki ayinlerine katılırmış. Meryem Ana’nın göğe yükselmesinin kutlandığı 15 Ağustos’ta , her yıl yaklaşık 5.000 ila 6.000 kisi burayı ziyarete gelirmiş.

ac85d8ba7b
A scene from Dzovk (Gölcük) village and its lake of the same name (Source: Vahé Haig. op. cit.)

Nitekim, 17. yüzyılda Polonya’dan Kudüs’e hacca gitmek için yola çıkmış Ermeni bir seyyahın notlarında şu şekilde bahsediliyor kiliseden:

“Dağlardan ve çam ormanlarından geçerek iki gün sonra Gölcük’e vardık. Gölün içindeki Surp Nişan adını taşıyan kâgir bir kilise ile bir Ermeni köyü vardı. Karada çam ağaçları ile örtülü dağın eteğinde bulunan bir handa konakladık. Atımı ve eşyamı handa bırakarak bir sandalla adadaki köye giderek henüz akşam ayini yapılmakta olan kiliseye girdik. Kilisede mahfuz bulunup bir çok mucize yaratmış olan mukaddes haçı ricamız üzerine bize gösterdiler. Haçın önünde kemal-i tazim ile secde ederek gerek bizim ve gerek ölülerimizin günahlarının affını niyaz eyledik.”

ANDREASYAN, Polonyalı Simeon’un Seyahatnâmesi (1608-1619)

Ayrıca bu kilisede kutsal sayılan bir haçın bulunmasından dolayı da, kilise uzun süre önemini korumuş. Kilisede muhavaza edilen Ortaçağ’dan kalma 300 elyazmasının bir kısmı Ermeni Tehciri sırasında köy sakinlerince gömülmüş, geriye kalanlar ise yakılmış.

Dzovk/Gölcük köyü 1913, Surp Nışan Kilisesi ilkokul öğrencileri.

1eb28c72f3
Sol tarafta Oturan Papaz Boğos Jamgoçyan, Ortada ayakta duran Sarkis Madteosian (öğretmen),En sağda fesli Mesrob Navaryan (öğretmen), en sağ arka tarafta Haygazun Arami (öğretmen) (Source: Vahe Haig, Harput ve altın ovası (Ermenice kitap), New York 1959 )

2-bd8247

Su sevyesinin gitgide yükselmesiyle , gölün yüzölçümü dört kat büyüyerek Dzovk köyünü yutmuş. Adanın sular altında kalmasından sonra kurtulan tek yapı bu kilisedir. Gölün kıyılarından birkaç metre uzaktaki bir adacıkta, suyun üstünde kalmıştır. Zamanla kilise harabe hale gelerek yıkılmıştır. Şimdi ise yarı yarıya sular altında kalmış olan iki kalıntısı gözüküyor.

ce52a1c0d8
Dzovk (Gölcük) lake and the ruins of the monastery of The Holy Sign (St Neshan) on the island. The same place, on the feast day of The Holy Mother of God, is a well known pilgrimage site in the plain of Harput (Source: Vahé Haig, op. cit.)

Skylife dergisinin 2009 tarihli Ocak sayısında da bu batıktan bahsedildiğini görünce sizlerle paylaşmak istedim. Sayfanın sonunda ise meraklısına bu batık hakkında yazılmış olan uzunca bir makale bıraktım. Umarım merakınızı giderebilir.

timthumb (1)-horz

Sayfaları büyütmek için üstlerine tıklayınız.

Hazar Gölü Suları Altında Kalan Gölcük Köyü Hakkında Bir Tarihi Coğrafya Araştırması

Sempozyumu tertip komitesi
H. Canpolat (Kaymakam), H. Karabulut (Belediye Baskani), A. Sogukpinar (Milli Egit. Müd.), A. Bulut (Il Turizm Md.), Yrd. Doç. Dr. E. Akçora
Yazan:
Ali YİĞİT

Giriş:

Efsane; “Halkın hayâl gücünü veyâ şâirlerin ortaya koydukları eserlerin tesiriyle şekil değiştirmiş târih olaylarını anlatan, hârika nitelikteki hikâyeler.”1 diye tanımlanmaktadır. O hâlde efsaneleri, yaşanmış olayların halkın hayâl gücü ile değiştirilmişşeklidir diye düşünmek sanırım yanlış olmaz. İşte Hazar Gölü için anlatılan efsaneler de bir gerçeği, değişik şekillerde aksettiren hikayeler şeklindedir. Hazar Gölü hakkında değişik zamanlarda, farklı kültürden insanlardan derlenen iki ayrı efsanenin işlediği konu aynıdır. Yani göl içinde yer alan bir adadaki yerleşmenin, gölün suları altında kalması.2 İşte bu efsanelere konu olan olay Hazar Gölünü bilen hemen her kesin dikkatini çekmiş ve merak konusu olmuştur. Son zamanlarda bazı basın yayın organlarında bu konunun “batıkkent” adı altında işlenmesi ilgiyi daha da artırmıştır. Ancak ilginin artması oranında, yanılgılar da artmıştır. Nitekim KARSLIOĞLU, batıkla ilgi tek yazılı belgenin Evliya Çelebinin Seyahatnamesindeki bir paragraf olduğunu ve sulara gömülüşünün tarihlenemediğini belirtmektedir.3 Halbuki yaptığımız kısa bir araştırma sonucunda Hazar Gölü’nün suları altında bulunan yerleşmenin bazı özelliklerini ve sulara gömülüşünün tarihini belirleyen bir çok belgeye rastlamış bulunuyoruz. Bu yazımızda, çeşitli seyyah notları, tahrir defterleri, şeriye sicilleri ve salnamelerde yer alan bilgileri kullanarak olayı aydınlatmaya çalışacağız.

Hazar Gölü Sularına Gömülmeden Önce Gölcük Köyü:

Hazar Gölü’nde önceleri, iki ayrı ada yer almakta idi. Bunlardan gölün doğu ucunda Gezin yakınlarında Bağlar tepe önlerinde yer alan ve haritalarda Adatepe olarak geçen ada, su seviyesinin 1240 m.ye düşmesinden sonra karaya bağlanmış ve ada olmaktan çıkmıştır. Diğeri ise, haritalarda Kilise adası olarak geçen ve güney kıyıda Sürek köyü önlerinde yer alan adadır. Bugün bir kaç noktada su yüzeyinde görünen taş blokları sayılmazsa gölün tek adası durumunda olan Kilise adası, incelememize konu olan Gölcük köyünün üzerinde yer aldığı adadır. Bu ada, belgelerde üzerinde bulunan yerleşmenin ve manastır ya da kilisenin adına izafeten “Surp Nişan”, “Cowk” ya da “Dzowak” ismiyle anılmaktadır. Buradaki köy ise tüm belgelerde Gölcük köyü olarak geçmektedir. Kiliseden de “Surp Nişan”, “Göl Şatosu” ya da “Manastır” diye bahsedilmektedir.

Adasında yer alan kilisenin 11.yy. sonu 12.yy. başlarında katholikosluk makımı olduğu ve Göl Şatosu olarak bahsedildiğini belirten SAINT-MARTIN’e göre; gölün ortasındaki “cowk” isimli kaleye 11.yy. sonlarında Arsakidler sülalesinden prensler hakim olmuş ve en son “Pehlivan” lakabıyla tanınan patrik III. Gregor Magistros 1125 yılında

*) Yrd.Doç.Dr., F.Ü. FEN-EDB. FAK. Coğrafya Bölümü ELAZIĞ. 1 Yeni Türk Ansiklopedisi, c.2.s.757.İSTANBUL, 1985.
2 HUNTINGTON, E.1902-“The valley of upper Euphrates River and its people”, Bull.of the Amer.Geogr.soc.
sayı:34, s.388–389, NEW YORK. ve GÖRKEM,İ.1989-“Hazar Gölü (Elazığ-Sivrice) Üzerine anlatılan
Efsâneler” Fırat Havzası II.Folklor ve Etnografya Sempozyum. s. 131-143, ELAZIĞ.
3 KARSLIOĞLU, E.1991″Hazar Gölünde Bir Efsane Gerçekleşiyor” Elazığ Kültür ve Tanıtma Vakfı Derg. sayı:3, s.10–11.

kalenin hakimiyetini ele geçirmiştir.Türklerin yani Artukoğullarının bölgeye hâkim olmalarından sonra, Patrik IV. Nerses 1166 yılında patriklik makamını Rum Kale’ye taşımıştır.5 Ayrıca İNCİCİYAN’da buradaki kilisenin XII.yy.da bir vakit katholikosluk makamı olduğunu ve “Göl Şatosu” adını taşıdığını belirtmektedir.6 Türklerin bölgeyi ele geçirmelerinden sonra, katholikosluk merkezi olma özelliğini yitiren kilisenin sonraki yıllarda da, bazı kutsal eşyaları barındırdığı inancından dolayı önemini koruduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, POLANYALI SİMEON (1608–1619) gölün içinde Surp Nişan adını taşıyan bir kilise ile bir köyün olduğunu, sandalla adadaki köye gittiğini ve akşam ayinine katıldığını, burada saklı bulunan ve kutsal sayılan haçı ricası üzerine kendisine gösterdiklerini kaydeder.7 Ayrıca EVLİYA ÇELEBİ de eski devirlerde Hıristiyan milletinin taptığı merkebin mumyalanarak bu manastırın içinde yerin altına saklanmış olduğunu belirtmektedir.8 SUNGUROĞLU da burada Hz. İsa’nın yıkandığı taştan bir leğenin bulunduğunu kaydeder.9 Adanın en yüksek yerine yapılmış olan kilisenin, adayı suların kaplamasından sonra da bir müddet göl ortasında kaldığı ve sonradan harabe hale gelerek yıkıldığı anlaşılmaktadır.

Köyün Nüfusu:

1518 (924 H.) Yılı Tahrir Defterine göre Gölcük (Gölcük-i Ulyâ) 43 hâne, 17 ferd, 1523’de 54 hâne, 20 ferd, 1566’da 91 hâne, 35 ferd’dir.10 Evliya Çelebi köyün tahminen 300 haneli olduğunu belirtmektedir ki, bu rakamın mübalağalı olduğu aşikârdır. 1804’de İNCİCİYAN köyün 60 haneli olduğunu, 1807’de DUPRÉ 50 ailenin yaşadığını kaydetmektedirler.11 Bu iki yazarın verdiği rakamlar gerçeğe daha yakındır. 1312(1895) Tarihli Mamüratül Aziz Salnamesinden Gölcük köyünün 119 hâne ve 235’i erkek, 224’ü kadın toplam 459 nüfusa sahip olduğu anlaşılmaktadır.12 Bu rakamların köye bağlı birimleri de kapsaması muhtemeldir. Ayrıca bu tarihlerde köyün adanın karşısında göl kıyısına taşınmış olduğunu belirtmek gerekir.

Ekonomik Faaliyetler:

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, köyün tüm halkının boyacı ve terzilerden oluştuğu belirtilmektedir. İNCİCİYAN’da köy sakinlerinin ekseriyetle dokumacılık, boyacılık ve terzilikle meşgul olduklarını, köyün tarla ve bahçelerinin gölün etrafında olduğunu, buraya kayıkla gidilip gelindiğini belirtmektedir. 218 Numaralı Harput Şer’iyye Sicilinde yer alan 11 Şehval 1250 (31 Ocak 1834) tarihli Gölcük Köyü sakinlerince yazılmış olan bir dilekçede; köylerinin sularla çevrili olduğu, ziraat yapacak alanlarının kalmadığı, sadece terzilikle meşgul oldukları ve köy sakinlerinin bir kısmının 1210(1795)’dan beri Hoh

4 SAINT, MARTIN, J.1819-Mémoire Historique et Géographique sur l’Arménie. cilt I. s.64,196, 442, PARİS. 5 ARDIÇOĞLU, N.1964, Harput Tarihi, s.49-50, İSTANBUL.
6 İNCİCİYAN,L.1804-Coğrafya cilt.1, s.240, VİYANA. (Ermenice)
7 ANDREASYAN, H.D.1964-Polonyalı Simeon’un Seyahatnâmesi (1608-1619), İ.Ü.Edb.Fak.yay.No:1073, İST. sf.97.
8 Evliya Çelebi Seyahatnâmesi 1314,cilt.3,s.218
9 SUNGUROĞLU, İ.1954-Harput Yollarında. cilt I.s.52, İSTANBUL
10 ÜNAL, M.A.1988-XVI. Yüzyılda Harput Sancağı(1518–1566), ANKARA.
11DUPRÉ, A.1819-Voyage en Perse, fait dans les années 1807, 1808 et 1809 en traversant l’Anatolie et
Mésopotamie. cilt 1, s.57. PARİS.
12 1312(1895) Tarihli Mamüratül Aziz Salnamesi, s.

köyüne göç ettiği kaydedilmektedir.13 Tüm bu bilgilerden 19.yy.ın başlarında, Gölcük köyünün 50–60 haneli olduğu ve dokumacılık, boyacılık ve terzilik gibi işlerle uğraştıkları ve gölün etrafında bir miktar tarla ve bahçelerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Gölcük Köyünün Hazar Gölünün Sularına Gömülmesi:

Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere, ne zaman kurulduğu hakkında bilgimiz bulunmamakla beraber, en aşağı 11.yy.dan beri Hazar Gölü içinde bir ada üzerinde yer alan Gölcük köyü 19.yy. başlarına kadar varlığını sürdürmüştür. Bu durumu 1518, 1523 ve 1566 tarihli Tahrir Defterleri, 1608–1619 yılları arasında seyahat etmiş olan POLANYALI SİMEON, 1640–1680 yılları arasında seyahatnamesini hazırlamış olan EVLİYA ÇELEBİ, 1737’de bölgeye seyahat yapmış olan OTTER14, 1804’de Coğrafya isimli bir eser yazmış olan İNCİCİYAN ve Ekim 1807’de bölgeye seyahat yapmış olan DUPRÈ’den öğreniyoruz. 19.yy.ın başlarında seviye, alan ve şekil olarak bugünkünden farklı olan Hazar Gölünde, 1830’lu yıllarda sular yükselmeye başlamıştır. Bu yükselişin 1795’den itibaren başladığını 218 Numaralı Harput Şer’iyye Sicilinde yer alan 11 Şehval 1250 (31 Ocak 1834) tarihli Gölcük Köyü sakinlerince yazılmış olan bir dilekçeden anlıyoruz. Ayrıca MÜHLBACH, Mayıs 1838’de gölün yıldan yıla sularının yükselmekte olduğunu ve 70–80 ayak (20 m.) daha yükselmesi halinde sularının Dicle’ye akabileceğinden bahsetmektedir15 ki, bu yıllarda göl seviyesinin 1230 m. civarında olması gerekir. Bundan on yıl kadar sonra, Ekim 1847’de HOMMAIRE de Hell, manastır kalıntıları olan bir adadan bahsetmekte ve orda vaktiyle bir köyün olduğunu fakat sular altında kaybolduğunu anlatmaktadır16. Ayrıca, 1301 (1883–84) tarihli Mamüratül Aziz Salnamesinde; gölün, önceleri bu kadar büyük olmadığı, 40–50 seneden beri yükselerek bir köyü tamamen ortadan kaldırdığı, köyün kilisesinin gölün ortasında görülmekte olduğu belirtilmektedir. Benzer ifadeler 1302, 1305 ve 1307 Tarihli Salnamelerde de tekrarlanmaktadır. Bu olay, 19 Ağustos 1879’da göl çevresinde inceleme yapan TOZER17, yine göl çevresinde 1883’de ayrıntılı bir inceleme yapmış olan coğrafya profesörü WUNSCH18, Doğu Anadolu göllerinin seviye değişmelerini ayrıntılı bir şekilde inceleyen SIEGER19 ve Harput Amerikan kolejinin müdürlüğünü de yapmış olan ünlü coğrafyacı HUNTINGTON*
tarafından da teyit edilmektedir.

Sonuç:

Yukarıda sıralamaya çalıştığımız seyyah notları, tahrir defterleri, şeriye sicilleri ve salnamelerde yer alan bilgiler bize Hazar Gölü sularının 19.yy. başlarından itibaren

13 AKSIN, A.1990, 218 Numaralı Harput fier’iyye Sicili H.1249-1256 (M.1833-1840) F.Ü.Sos.Bil.Enst. Y.Lis.Tezi. 14 OTTER,M.1748, Voyage en Turquie et en Perse. (2 cilt) PARİS.
15 RITTER,C.1843-Die Erdkunde von Asien cilt 10, s.104-107, BERLİN.
16 HOMMAİRE de Hell,X.1854- Voyage en Turquie et en Perse, exécute en 1846, 1847 et 1848. cilt I. s.433, PARİS.
17 TOZER,H.F.1881-Turkish Armenia and Eastern Asia Minor. LONDON. s.238-246
18 WUNSCH,J.1885-“Die Quelle des Westlichen Tigrisarmes und der See Gölldschik”,
Mitt.der.k.k.Geogr.Gesel. Bd.28,s.1-21,Wien.
19 SIEGER,R.1888-“Die Schwankungen der hocharmenischen Seen seit 1800 im Vergleich mit einigen verwandten Erscheinungen”, Mitt.der.k.k.Geogr. Gesel. Bd.31,s.161-163,Wien.
* Bu konuda ayrıntı için bkz. TONBUL,S.-YİĞİT,A. Hazar Gölünün Pleistosenden Günümüze Seviye değişmeleri…..

mütemadiyen yükselerek bugünkü seviyesine ulaştığını ve bu arada Gölcük köyünü ve belki daha başka yerleşmeleri de suları altına aldığını göstermektedir. Kısacası Hazar Gölü’nün güney kıyılarına yakın bulunan bir adanın en yüksek yerinde 11.yy.dan önce inşaa edilmiş olan ve müstahkem bir kale ya da şato özelliği de taşımış bulunan bir manastır ya da kilise bulunmaktaydı. Bir müddet katholikosluk merkezi de olmuş olan bu kilisenin 12.yy. başlarında Türklerin eline geçmesinden sonra, buradaki merkez Rumkale’ye taşınmış fakat bazı kutsal eşyalar barındırdığı inancından dolayı önemini sular altında kalana kadar korumuştur. İşte bu kilise ya da manastırın etrafında, ada üzerinde kurulmuş olan Gölcük köyünün ise, 19.yy. başlarında 50-60 haneli olduğu ve dokumacılık, boyacılık, terzilik gibi işlerle uğraştıkları anlaşılmaktadır. Ayrıca gölün etrafında bir miktar tarla ve bahçelerinin bulunduğu ve suların yükselmesinden sonra kıyıya taşındıkları, 1900’lü yılların başına kadar varlığını sürdürdüğü bilinmektedir.
İşte halk arasında efsane olarak dolaşan ve batıkkent adı altında spekülasyonların yapıldığı su altındaki harabeler bu köye ve onun kilisesine aittir. Ayrıca yeri gelmişken şunu da belirtelim ki, bazı basın organlarında kilisenin askeri uçakların deneme atışları sonucunda yıkıldığını belirten yazılar çıkmıştır.20 Fakat Temmuz 1910’da Gölcük köyünde üç gün dinlendiğini belirten HANDEL-MAZZETTİ, Gölcük köyünün 1 km. kadar önünde Surp Nişan adasında kilise harabelerinin bulunduğunu belirtmektedir.21 Bu tarihte harabe olan kilisenin bundan 40-50 sene sonraki olaylara bağlanması doğru olamaz.

BİBLİYOGRAFYA

1301, 1302, 1305 ve 1307 Tarihli Mamuretül-Aziz Salnameleri. F. H. von MOLTKE, Türkiye Mektupları.(çev.H.ÖRS) Remzi Kitapevi, İst.1969. s.167 İNANDIK,H.,1965,
Türkiye Gölleri, İ.Ü.Coğr.Enst.Yay. No:44, İSTANBUL. LAHN.E.,1948,
Türkiye Göllerinin Jeolojisi ve Jeomorfolojisi Hakkında Bir Etüd, MTA Yay. seri B, No:12, ANKARA MARKWART,J.1930,
Südarmenien und die Tigrisquellen nach griechischen und arabischen Geograpen.s.19, WIEN. PINAR,N.-LAHN,E.1952,
Türkiye Depremleri İzahlı Kataloğu. T.C. Bayındırlık Bakanlığı, Yapı ve İmar İşleri Reisliği Yayınları Seri:6 sayı: 36 ANKARA.
(1789-90, 22.7.1866, 1875, 1878 ve 1889’da bögede büyük depremler olmuştur)
SANDRECZKİ,C.1857, Reise nach Musul und durch Kurdistan nach Urumia.cilt I. s.176, STUTTGART.
20 Cumhuriyet Dergi, sayı:205,s.14-15,11 Şubat 1990.
21 HANDEL-MAZZETTİ,H.F.v.1912-“Zur Geographie von Kurdistan”, Petersmann Mitt. sayı 58, s.133-137.

Kaynak

Skylife Dergisi – Ocak 2009 sayısı
THY Magazin ve Turizm Yayını

Raymond H. Kévorkian&Paul B. Paboudjian,1915 Arevmedyan Hayastan Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeniler,(çev.) Mayda Saris,İstanbul:Aras Yayıncılık,2012

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s