Palu | Surp Lusavoriç Kilisesi

Bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Anadolu’nun her yerinde olduğu gibi Palu’da da bir çok devletin hüküm sürdüğünü, arkalarındaki bıraktıkları izlerden anlayabilirsiniz. Palu Kalesinin eteğinde inançla ilgili motifler sayılamayacak kadar çoktur. Bu kadim şehirde gayrimüslimlere ait katedral, manastır ve kiliseler dört bir yana dağılmış vaziyette bulunuyormuş. Ancak, bu mabedlerden günümüze kadar ayakta kalabilmiş tek eser maalesef Surp Lusaroviç Kilisesi’dir. Gönül isterdi ki diğer yapılarda yıkılmadan günümüze kadar gelebilseydi.

20160429_130458

Nitekim, Palu Belediye Başkanı Mehmet Sait Dağoğlu, Agos gazetesine verdiği bir röportajda kilisenin başına gelenleri şöyle anlatmış: “Ben küçükken oraya taş atmak ibadetti. Çocukluğumuzdan öyle hatırlıyoruz. Oraya taş atınca, cennete bir adım daha yaklaşmış oluyordun. Tahrip edildi. Daha sonra, tarihe ve kültüre en ufak bir saygısı olmayan define avcılarının hedefi haline geldi. “

Eski Palu’da Çarşıbaşı mahallesinde bulunan kilisenin kitabesi bulunmadığından, ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Bazı kaynaklarda Bizans döneminden kaldığı bahsedilse de, kesin bir bilgi verilemiyor.

Naos kısmı ayakta kalmış olan kilise kare planlı ve üzeri kubbe ile örtülü. Ancak kasnağı sağlam olmasına rağmen kubbesi yıkılmış.

20160429_130151

Kubbenin başlangıcına kadar duvarlar taştan, kubbe ve kemerler ise tuğladan yapılmış. Genellikle bütün Ermeni kiliseler kesme taştan yapılmasına rağmen bu gibi farklı formlarda kırma taşlar ve tuğlalarda kullanılıyor. Az bulunuyor olmasından dolayıda kereste neredeyse hiç kullanılmıyormuş. Elazığ civarında incelediğim kiliselerin çoğunda şekilsiz, kırma taşların kullanıldığına şahit oldum. Ayrıca merkezdeki kilisenin ikinci katı tamamen tuğladan inşa edilmişti. Diyarbakır’da da inceleme fırsatı bulduğum kiliselerde ise şekilsiz taşların yanı sıra renkli ve düzgün kesme taşların kullanıldığı gördüm.

Kubbeyi taşıyan kemerler, dört payeye oturtulmuş. Yıkılan kubbenin hemen altında ve dört ayrı yanında silinmesine rağmen kutsal resimlerin kalıntıları halen daha gözükmektedir.

13116089_10209463096242336_2056443891163441782_o

Kubbeden giren güneş ışıkları ortama loş bir ışık verdiğinden olsa gerekti ki, kubbe kasnağına yuvarlak kemerli pencereler yapılmış. Büyük ihtimalle bu pencerelerde renkli camlarla tamamlanıp göze hitap edecek bir ışık karmaşası elde ediliyordu.

Kuzey duvarına açılmış olan büyük bir delik olmasına karşılık duvar halen daha ayaktadır.

11416422_10209463100842451_417807975851029448_o 20160429_130253 20160429_161103

Kuzey duvarına ek olarak yapılmış olan bu oda ise vaftiz odası olarak kullanılıyormuş. Kilisenin yapı malzemesini bu fotoğrafta net olarak görebilirsiniz. Şekilsiz taşlarla örülmüş duvarın üstüne tuğla ile yuvarlak kemerli bir apsis oturtulmuş.

20160429_161052

Batı duvarı tamamen yıkılmış olmasına rağmen güney duvarı kısmen ayaktadır. Kuzey – Güney duvarları demir boru ile birbirine bağlanmış. Bu demir boruların duvarlarda oluşabilecek herhangi bir açılmayı önlemek amacıyla kullanıldığını düşünüyorum. Nitekim duvarlarda herhangi bir açılma söz konusu da değildir.

20160429_161142

Milletler mahşeri olan Anadolu’nun her yerinden tarih fışkırıyor. Yeter ki bu tarihe bilinçli bir şekilde sahip çıkalım!

20160429_131751

Fotoğraf&Yazı:

Yusuf Yavuz

Hakan Özcan

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s