Haz, mutluluk ve doğa!

Sıkıcı ve bunaltıcı bir iş stresinden kurtulmanın tek ve yegane ilacı binbir çeşit güzelliklerin bulunduğu doğaya açılmak olasa gerek. Şehrin hengamesinden uzakta, alabildiğince mutlu ve huzurlu bir yerdir çünkü doğa. Hele ki, huzurun kaynağını özünde barındıran, yeşil ağaçlar boyunca uzayıp giden bir göl kıyısında bisikletinizle ufak bir gezinti yaparsanız tadından yenilmeyecek bir hazza ulaşmış olursunuz. Bu haz içerisinde sadece doğanın getirdiği güzellikler değil, aynı zamanda yöre halkının misafirperverliği ve hoşgörüsü de barınmaktadır. Bu güzel hafta sonunda her şeyin doğalından yediğiniz, çeşmelerinden kana kana su içtiğiniz ve hali vaktinden hoşnut kaldığınız doğa ve doğayı yaşatan beşer ile birlikte bir harman yaratmış olursunuz da farkına varamazsınız. Taki, bu hazzı tekrar yaşama dürtüsü sizi tekrar gelip bulasıya kadar. Nitekim hazırladığı video ile bu güzel harman tablosunu bizlere çok iyi yansıtan ve adeta bizlerinde içinde olduğu bir dünya hissiyatını tattıran Ahmet KONUKSEVEN’e buradan teşekkür ederiz.

Reklamlar

Mardin | Nusaybin Melekleri

Mardin’den 60 km uzaklıkta olan ve Suriye sınırında bulunan Nusaybin’nin Dara Köyü’nde tanıştım bu güzel meleklerle. Önce biraz çekinerek yaklaşsalar da bir süre sonra masumane bakışlarının altındaki meraklı sorularını teker teker sormaya başlamışlardı. Özgüvenleri yüksekti. Köylerine gelen turistlerle iç içe olduklarından dolayı beni yabancı olarak karşılamadılar. Gözlerindeki meraklı bakışları onların her an öğrenmeye açık birer melek olduğunun kanıtıydı. Ezberledikleri tarihi olayları ve bu olayları turistlere para karşılığında anlatmaları ise küçük yaşta birer çocuk değil, birer birey olduklarının göstergesiydi. Şehirde yetişen, annesinin arkasından ağlayan, karar verme mekanizmasını hiç kullanmamış çocuklardan farkları özgür birer birey olmalarıydı. Özgürlükleri sadece karar vermeleri değil aynı zamanda olaylar üzerinde düşünüp fikir üretebilmeleri ve yorumlayabilmeleriydi.

Fakat bu meleklerle her ne kadar Türkçe konuşmaya çalışsam da benle İngilizce konuşmaya çalışmaları beni zorlamıyor değildi. Sadece tarihi olayları ezberlemelerinin yanı sıra farklı bir dil öğrenmenin de çabası içerisinde olmaları beni mutlu ediyordu. Belki bunu eğlencesine yapıyorlardı fakat bu onlara çok şey katıyordu. Bunu farketmeden yapıyor, kendilerini geliştiriyorlardı. Farkında olmasınlarda! Bir şeyi severek, isteyerek yapmak o şeyi öğrenmenin en sağlam yolu değil midir? Yoksa okul sıralarında zorlana kafamıza sokulmaya çalışılan derslerden ne farkı kalırdı ki? Hiç! En güzel hayatı, en saf duyguları yaşayan bu meleklerle umarım bir daha karşılaşır, onlardan bir kez daha yaşama sevinci alma fırsatı bulurum. Güzel yüzlü meleklere.

Mardin, Nusaybin, Güneydoğu Notları

Güneyin Çocukları

Çocuk meraklıdır, çok soru sorar ve her şeyin nedenini bilmek ister. Hele ki mahallesine uzaylıya benzeyen bisikletli bir adam gelmiş ise bu onun için kaçırılmayacak bir fırsattır. Kana susamış vampir edasıyla seni yakalar ve beynindekileri emmeye çalışır. Daha önce görmediği her şeyi potansiyel bir soru kaynağı olarak görür. Genellikle “Abi bu ne?” sorusu ile başlar ve hiç bitmez. Sanki senin geleceğini daha önceden biliyormuş gibi tüm sorularını sana saklamıştır. Bu durumda vereceğiniz her bir cevap onu biraz daha büyütür, geliştirir ve kişi yapar. Çocuklara cevap verin, onları geçiştirmeyin!

Uzun yolculuklarda “Ne tür müzik iyi gider?”

Przystanek_Woodstock_2003

Uzun yolculuklarda müziksiz geçen bir vakit can sıkıcı olabilir. Sizi motive eden, yol aşkını ikiye katlayan müziktir. Bilhassa tek başınıza çıktığınız turlarda can dostunuzdur.Bu yüzden,yolculuğunuzda sizi neşelendiren müzikler dinlemelisiniz.Her gezginin sağlam bir müzik listesi vardır diyerekten kendi müzik listemin ilklerini sizinle paylaşıyorum. buyurun ;

“Uzun yolculuklarda “Ne tür müzik iyi gider?”” yazısını okumaya devam et