Sivrice’de bir hafta sonu: İsimsiz burundaki pembe ağaçlar

Yusuf Abinin kaleminden Sivrice gezisi.

deniz kokusu getiriyorum
yine gazeteleri okumak,
yine gece bıkkınlığı,
yine sabah telaşlarına alışmak için…

Kampüste sınav telâşı hüküm sürüyor. Açık saçık ciddiyetsiz öğretim sınavlarına girmeye niyetli ama geç kalkmış, ama sınava gireceği binanın yerini bilmeyen, ama yataktan kalkarken ters tarafı tercih eden ne kadar insan varsa saat dokuzda buluşmak üzere sözleşmişler. Herkes sözünde durmuş bu sabah. Sınav günleri coşkuyla, kornayla, hakaretle kutlanıyor kampüste. Benim gibi tıkırı yerinde zoptikler ise işin eğlencesinde.

Saat dokuzu sekiz geçmiş. İn cin sınavda yalnız iki yoldaş uyanık, biri ben, bir de Hakan. Herif yirmi dört saat gülüyor. Ya karşısındakini taşkalaya alıyor için için, ya da huyu böyle. Neyse, nihayetinde sinirsporla yola çıkmamalı; Hakan iyidir, onunla tur eğlenceli geçer, kızmaz, gürlemez. Ve zamanında, buluşma yerinde olur. Ne âlâ!

IMG_4691

Hakan’ın bir lakabı var üniversitede: İzmir’e bisikletle giden çocuk. Kısaltması yok, böyle uzun uzun. Benim lakabım ise biraz daha kısa: Jeolojideki hoca. İsimsizler turu bir bakıma. Üniversitedeki bisiklet topluluğunda herkesin yarışla kafayı sıyırıp benzinli motora bağladığı bir çağda, elde kalan iki dizel motor. Ve düz asfalt değil, bilinmeyen, gidilmemiş yerler arayan iki aylak.

“Sivrice’de bir hafta sonu: İsimsiz burundaki pembe ağaçlar” yazısını okumaya devam et