Kadim Şehir Palu

Elazığ çevresinde yaşayan bir tarihî ve o tarihi ayakta tutan kültürü araştırmak, incelemek benim için zevkli bir uğraş oldu. Her gittiğim köyden geçmişe ait birçok anı dinledim ve bu anıları özenle not edip, toplamaya çalıştım. Köyleri bir bir gezerek, ortada bulunan kültür varlıklarımızı görmek ve tanımak, daha da ötede bunları paylaşmak bana büyük bir zevk verdi. Hele ki bu yolculuk bir bisiklet ile olunca da tadı ayrı bir güzel oldu.

Fırat Üniversitesinin para politikasın bir kurbanı olarak yaz okuluna kalacağım netleşince, kafamda deli planlarda dönmeye başlamıştı.  Tüm yaz boyunca Elazığ’da olmam benim için bir fırsattı ve ben de bu fırsatı değerlendirecektim. Yukarı Fırat’ı tam anlamıyla gezecek, tarihi yerleri fotoğraflayacak ve buradan eli boş dönmeyecektim.

İlk durağım şu sözü duymam ile belli olmuştu:

“Türkiye mi daha büyük, Palu mu ?”

Ne kadar da iddialı bir sözdü bu! Bu söz boşuna söylenmemiş olsa gerekti değil mi? Vardır bu sözün altında bir sır diyerek Palu yollarına düştüm.

SAM_0844

Osmanlı döneminde doğunun sancağı olan Palu, kadim şehir sıfatını gerçekten hak ediyor. Murat Nehri kıyısına kurulmuş olan bu diyar, hem doğal güzelliği ile hem de tarihi ile dikkatleri üzerine çekiyordu.

SAM_0923

Dinlenmek için köy kahvehanesine oturdum. Aklımdaki soruların cevabını burada bulacağımdan emindim. Muhabbet potansiyeli yüksek bir ihtiyara yanaşarak alçak bir ses tonu ile, “Türkiye mi daha büyük, Palu mu?” sorusunu dillendiriyordum. Tabi bu sorum üzerine kahvehanede bir kahkaha ve içten içe gülümsemeler yayılıyordu. Belli ki beni yabancı görmüşlerdi ve bu sorum üzerine alışılmış olan cevapları dinlemem için gözlerimin içine bakıyorlardı.  “Kadim Şehir Palu” yazısını okumaya devam et