Hüseynik: Arta Kalanlar

Harput’un eteklerinde modernizmin etkisi altında kalmaktan kurtulmuş, medeniyetin salyası olan betonun nüfuz edemediği bir köy vardır. Taş döşeli dar sokaklarının ahşap konaklara çıktığı, asırlık ağaçlarının gökyüzünü bürüdüğü, bağlarıyla ve bahçeleriyle ünlü olan, eski adıyla Hüseynik, yeni adıyla Ulukent olarak bilinen bu köy Elazığ ve çevresinde nadir rastlanan ırzına geçilmemiş saklı bir diyardır. Geçmişten getirdiği sokak kültürünü, bahçe sefasını ve kerpiçten yapılmış dam kokularını halen daha bünyesinde barındırması alışık olmadığımız mistik bir havayı bizlere yaşatmaktadır.

Tarihten izler taşıyan böylesine güzel bir köyde geçmişi okumak çokta zor olmasa gerek. Anıları, hüzünleri, neşeleri ve inançları bugüne kadar taşıyan belli başlı yapılar vardır bu köyde. Bu yapılardan birisi de yıkılmaya terk edilmiş eski bir kilisedir. Bu kilisenin geçmişten izler taşıdığı aşikar, fakat, bir kaç işlemeli taştan başka geriye hiçbir şey kalmamıştır. Ne yazık ki, Elazığ’daki diğer kiliselerin yaşadığı kaderi bu kilisede yaşamış, makûs talihine boyun eğmiştir. Bazı kaynaklarda Hüseynik’te bir kilisenin bulunduğu ve adının da Surp Varvar olduğu yazmaktadır. Bu kilise hakkında tatmin edici bir kaynağa ulaşamadığımdan geçmişi ve ismi hakkında net olarak konuşmaktan da çekiniyorum açıkçası.

“Hüseynik: Arta Kalanlar” yazısını okumaya devam et

Reklamlar