Ya senin tatilin?

Kültür turizmi nedir? Basit bir açıklama ile ‘bilgi seyahati’ diyebiliriz. Bu seyahatin ana teması öğrenmektir. Gördüğümüzü yorumlamak, incelemek isteriz. Tarihi bir sütunun önünde durur hayal kurarız. Hangi mimari birimin taşıyıcısı olduğuna karar vermeye çalışırız. Üzerindeki zarif motifleri yakından görmek için yaklaşırız ve hatta gerekirse parmak uçlarımızla dokunuruz. O sırada merak duygumuz kabarır ve bilgiye aç bir şekilde açıklama metinini okumaya başlarız. Ne için inşa edildiğini, hangi yıllara ait olduğunu ve daha birçok detayı öğreniriz. Evet, öğreniriz!

İşte, kültür turizmi seyahat etmenin yanında tarihimiz hakkında bizleri daha donanımlı bireyler haline getirir. Artık tarihi bir mezar taşına baktığımızda bir taş değil de bir sanat göreceğimizi biliriz. Üzerindeki çiçek motiflerini, ince yazı stilini daha ayrıntılı inceler oluruz. Belki de daha da ileriye gidip Roma sanatı ile Osmanlı sanatı’nı karşılaştırır ve hatta eleştiririz. Zamanla tarih bilincini taşıyan bir kişiye evriliriz. Dergi kapağındaki bir Selçuklu camisi dikkatimizi çektiğinden dolayı o dergiyi satın alırız. Çünkü, geçmiş dönem insanları bizlere hayranlık uyandıracak eserler bırakmışlardır. Bu eserleri incelemek için müze müze gezer, ‘şurada da ören yeri varmış gidelim mi?’ sorusunu sorar hale geliriz.

Ülkemizde kültür turizmi maalesef rağbet görmemektedir. Görmemesi de çok doğaldır. Sene boyunca harıl harıl çalışan emekçiler aldıkları kısa izinle ancak dinlenmeye vakit bulabilmekteler. Yılın yorgunluğunu taşıyan bu insanlar için deniz-kum-güneş üçlemesi tabii ki de daha cazip bir tatil planı haline geliyor. Ama olsun, yine de tatilin içerisine birkaç gün de olsa bir müze, bir ören yeri girmelidir. Kültür ve Turizm Bakanlığı bunun için çok güzel fırsatlar sağlıyor. Mesela en güzeli Müzekart’tır. Makûl bir ücret ödeyerek aldığınız bu kartla bir yıl boyunca bakanlığa bağlı tüm müzelere ücretsiz girebiliyorsunuz. Ve istediğiniz müzeye defalarca girip çıkabilirsiniz. ‘Niçin bir müzeye sürekli gireyim ki’ dediğinizi duyar gibiyim. Öyle demeyin, ülkemizde bir günde bitirelemiyecek müzeler vardır. Başta Gaziantep Zeugma Müzesi, İzmir Efes, İstanbul Arkeoloji Müzesi gelmektedir. O kadar nadir eserler var ki baktıkça bakıyor ve daha ayrıntılı incelemek istiyor insan. Ve zaman akıp geçiyor mesai bitiyor. Artık bir başka zamana kalıyor göremediklerimiz. Ama dert etmeyin, alın bir müzekart rahat edin. Güzel slogan!