Eski bir kitap, metruk bir kilise ve merak!

Mevsim yaz, ay herhangi biri…

Güneş çadırımın penceresinden sızarak ensemi ve saçlarımı tere boğuyordu. Her ne kadar çadırımın içerisinde yer değiştirerek güneşten kaçmaya çalışsam da nafile! Çaresi yok, mecbur uyanacağınız. Çapaklı gözlerimi geceden kalma uykulu bedenimden ayırmakta zorluk çekiyorum. Birden gırtlağımda tarifsiz bir acı hissediyorum. İstemsiz bir şekilde yüzüm buruşuyor. Gözlerimle hızlıca termosu arıyorum. Bir iki yoklamadan sonra buluyorum. Acı çekerek kapağı açıyorum ve ılımış suyu kurumuş gırtlağımdan yavaşça geçiriyorum. Rahatlıyorum… Derin bir nefes aldıktan sonra sakalıma sıçrayan su damlacıklarını elimin tersiyle silerek usulca doğruluyorum. Cehennem gibi sıcak olan çadırımın içerisinden kendimi dışarıya zor atıyorum. Aniden yüzüme toprak kokulu soğuk bir rüzgar vuruyor. İliklerime kadar titriyorum. Tüylerim isyan edercesine ürperiyor.

20160724_190117

Artık yola koyulma vakti. Yollar bomboş. Etrafta derin bir sessizlik hakim. Bir ben varım birde yol çizgileri. Arkamdan esen soğuk rüzgar ile pedal çevirmeye başlıyorum. Güneşin kızıl renge boyadığı ağaçları birer birer geçiyorum. Az ileride koyun güden bir çoban görüyorum. Uzaktan gelen kuzu sesleri ruhumda hafif bir mırıldanma bırakıyor. Yol kenarında bir süre durup koyunların önümden geçişini izlemeye koyuluyorum. Annelerinin etrafında koşuşturan benekli kuzuların tatlı hareketlerini tebessümle izliyorum. Değişik sesler çıkararak sürüyü bir arda tutmaya çalışan çobanın daha çocuk yaşlarda olduğunu görüyorum.  Belli ki erken kalktığından dolayı uykusu vardı. Daha çocuk yaşta olmasına rağmen, yüzündeki bronzluk ve ellerindeki nasırlar onu daha da olgun gösteriyordu. Küçük yaşta para kazanmanın veya aile ekonomisine katkıda bukunmanın ceremesini çekiyordu bu çocuk. Ne de olsa Anadolu’nun verdiği nimetlerle bu ülke ayakta duruyordu. Kavurucu güneşin altında çalışmaktan dolayı yüzü meşinlenmiş amcamdan, elleri nasır tutmuş teyzeme kadar uzanıyordu bu mücadele.

“Eski bir kitap, metruk bir kilise ve merak!” yazısını okumaya devam et

Reklamlar