Susuz Köprü

     Dünyayı etkisi altına alan bir salgının ortasındayız. Küresel çapta tüm ülkeler bu salgın ile boğuşuyor.  Bazı ülkeler salgınla başa çıkabilmenin yolunu buldu ve kontrol altına aldı. Bizim ülkemizde de salgın kısmen kontrol altına alınmış durumda. Salgının daha fazla yayılmasını önlemek için yaşamsal kısıtlamalar getirildi. Bu kısıtlamalar içerisinde en dikkat çekeni sokağa çıkma yasağı oldu. İnsanlar belli günler sokağa çıkamayacak, evlerinde kalacaklardı. Bu haber, keyfine ve eğlencesine düşkün milletimiz için can sıkıcıydı, fakat sağlık için gerekliydi. Sokağa çıkma yasağının temel prensibi insanların birbirleriyle olan temasını azaltmaktı. Yasak başlamadan önce ufak bir doğa yürüyüşü yapmaya karar verdim. Sağa sola uğramadan, etliye sütlüye karışmadan gidip gelecektim. Sadece doğa ve ben olacaktık!

20200420_172930
Çay Molası

        Sıcak bir günde, çevresi yeşil otlarla çevrili Sarıçay Deresi’nde yürümeye başladım. Dere suyu ile beslenen sazlıkları, ağaçları, çiçekleri ve yosunları izliyordum. Bir ara güneş gözlüğümden dolayı renkleri tam seçemediğimi fark ettim. Doğadaki organik canlılığı çıplak gözlerimle görmem gerektiğini düşündüm ve gözlüğümü çıkardım. Gerçekten de çıplak gözün gördüğü renklerin ayrı bir güzelliği vardı. Yerdeki rengârenk çiçeklere basmamak için bir sağa bir sola geçiyordum. O kadar güzel çiçekler vardı ki; yaprakları ince ve geniş olan papatyalar, parlak kan kırmızısı gelincikler… Yerdeki çiçekleri izlerken kafamın üzerinde bir kuş sesi işittim. Gökyüzüne doğru başımı kaldırdım ve gözlerimle hızlıca kuşu aramaya başladım. İnce bir dala konmuş kadifemsi tüylere sahip ufak bir kuş gördüm. Bembeyaz kanatları ve nohut tanesi kadar küçük bir gagası vardı. Başından yukarı doğru fışkıran saçaklı tüyleri görülmeye değerdi. Yumuşak sesi kulağımda dalgalanıyordu. Her ses çıkarışında boğazı hafifçe şişiyor, davul gibi oluyordu. Bir şeyler anlatmak istercesine kesik kesik ötüyordu. Ne kadar da güzel bir sesi vardı! Bir süre sonra derenin karşısındaki ağaçtan başka bir kuş karşılık verdi. Bir bizim kuş ötüyordu, bir de karşı ağaçtaki kuş. Birbirleriyle konuştukları aşikârdı.

“Susuz Köprü” yazısını okumaya devam et